Halkbank ve Habitat, çok uzak olmadığım iki kuruluş.
Farklı programlarında girişimcilik eğitimleri verdiğim Halkbank ve başarılı çalışmalarını ilgi ile izlediğim Habitat, iş birliği yaptı.
‘Bilim Kızlarla Gelecek’ adlı bir teknoloji ve inovasyon projesi BİGE’yi hayata geçirdiler.
‘Kız çocuğu’, ‘girişimcilik’, ‘inovasyon’, ‘teknoloji’ dendiğinde bende akan sular durur.
Programın Adana’da ilki gerçekleştirilen ‘İlham Buluşmaları’na konuşmacı olarak davet edilince çok yoğun programıma rağmen katıldım.
Yapay Zekâ Uzmanı Esra Köylüoğlu’nun moderatörlüğünde Çevre Mühendisi Miray Köybaşı’nın deneyimlerini dinleme imkânı da buldum.
Böylece çok sayıda kızımızın gözlerindeki ışıltıyı görmek bana da çok iyi geldi.
İlham Buluşmaları’ndan Hackathon’a, Hızlandırıcı Program’dan Demo Day’e kadar birçok aşamadan oluşan proje ile Türkiye’nin dört bir yanındaki genç kızlara ulaşılarak teknoloji ve girişimcilik alanlarında farkındalık yaratılıyor.
İlham Buluşmaları ile 15-18 yaş aralığındaki lise öğrencisi kız çocuklarının teknoloji ve girişimcilik alanlarında desteklenmesi hedeflenirken, Hackathon etkinliği kapsamında 15-24 yaş aralığındaki lise ve üniversite öğrencisi kız çocukları; yapay zekâ, finansal teknolojiler, iklim krizi ve oyun geliştirme gibi alanlarda sürdürülebilir çözümler üretmek için yarışıyor.
Bu yarışma sonrasında seçilecek 10 takım hızlandırıcı programa dahil edilerek girişimcilik yolculuklarında mentörlük, eğitim ve uzman desteği alacak. Projenin final etkinliği Demo Day, Uluslarası İstanbul Finans Merkezi’ndeki Halkbank Kuleleri’nde düzenlenecek. Programı tamamlayan 10 takım, projelerini, girişimcilik ve teknoloji dünyasının önde gelen isimlerine sunma fırsatı yakalayacak. Jürinin değerlendirmesi sonucunda seçilen en başarılı üç takım, projelerini hayata geçirme sürecinde maddi ödül kazanacak ve uluslararası girişimcilik yarışmalarına başvuru hakkı elde edecek.
Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik (STEM) ve girişimcilik alanlarında daha fazla kadına ihtiyacı olan bir Türkiye var. Dolayısıyla hepimize düşen görevler var. Öğrendiklerim ve deneyimlerimle genç kızlarımızın yanında olduğumda çok mutlu oluyorum. Onlara küçücük bir dokunuş bile bana iyi geliyor.
Bu çerçevede Adana Sanayi Odası Yönetimine de böylesi güzel bir etkinliğe destek verip ev sahipliği yaptığı için teşekkür etmem gerek.
Bir teşekkürüm de genç kızlarımızı bilim ve girişimcilik yolculuğuna çıkaran, onlara destek olan sevgili öğretmenlerimize…
Hayatın sihirli kelimeleri: Asla vazgeçme
Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) üniversitelerde ‘FAYDA Toplulukları’ kuruyor. FAYDA’nın açılımında ‘Farkındalık Yaratma’ ve ‘Dayanışma’ var.
FAYDA’larla üniversite öğrencilerine farkındalık, sosyal sorumluluk, iletişim ve gönüllülük bilinci aşılanıyor. Öğrencilerin çok farklı konuda kendilerini ve çevrelerini geliştirmeleri, deneyim kazanmaları, LÖSEV, lösemili ve kanserli çocuklar ve ülke yararına yapılan çalışmalara dahil olmaları hedefliyor.
LÖSEV’in FAYDA’sı Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ)’de de kuruldu.
Geçtiğimiz hafta, ATÜ LÖSEV FAYLDA ve ATÜ Kariyer Merkezi iş birliğinde bir konferans etkinliği gerçekleştirildi. Ben de bu etkinlikte ‘VUCA Dünyasında Girişimcilik’ adlı bir konferans verdim.
Kendi konferansımdan notlar aktarmak yerine aynı etkinlikte konuşmacı olan LÖSEV Atölye Annesi Güler Uğurlu’nun anlattıklarından bahsetmek istiyorum.
Uğurlu, bir lösemili çocuk annesi olarak yaşadığı zorlu mücadeleyi ve sonunda iyileşmeyi nasıl başardıklarını, hemen sonrasında aynı kaderi paylaşan ailelere nasıl destek verdiğinden bahsetti. Hepimiz gözyaşları ile onu dinledik.
İster girişimcilik yolculuğu isterse amansız bir sağlık sorunu olsun. Mücadelenin sihirli kelimeleri pes etmemektir.
Sevgili Güler Uğurlu da ben de konferansımızı dinleyen herkese bir kez daha asla vazgeçmemeyi hatırlattık.
Öğrencilere üniversite ve üniversite sonrası yaşamlarında mutlaka sosyal projelerde, sivil toplum kuruluşlarında olmalarını önerdim.
Gerçekten güzel bir etkinlikti.
Bizi ‘FAYDA’ da buluşturan ATÜ Kariyer Merkezi Müdürü Doç. Dr. Onur Çelik’e, LÖSEV ekibinden sevgili Büşra Kaynak ve Ebru Aydoğan’a, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Küçük bir katkı sağlamış olsam bile büyük mutlu olduğum kesin.
İki genç mimardan sıra dışı tasarım ofisi
Aile hekimimiz Dr. A. Serdar Aydın’ın kızı Selin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık bölümünü bitirdi. Adana’ya döndü. Çocukluk arkadaşı Feriha Erdoğan da Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun olmuştu.
Birlikte Adana’da Koi Design Studio adlı bir mimarlık ofisi kurdular.
AYAMDER’in etkinliğinde Selin ve Feriha’yla karşılaştım.
Kartvizitlerini uzattılar. Şirketlerine verdikleri adı merak ettim. ‘Koi’, Çin mitolojisinde koi balığı efsanesinden esinlenmiş. Güçlü akıntılara karşı yüzerek nehrin kaynağına ulaşan ve sonunda ejderhaya dönüşen koi balığı, azmin, başarının ve şansın simgesiymiş. Genç mimarlar, ofislerinin kurulum sürecini ve tasarım yolculuklarını en iyi şekilde yansıtacak metaforun bu olduğuna karar vermişler.
Ofisleri henüz kuruluşunun birinci yılını kutlamadan önemli mimari tasarım ve projelere imza atmaya başlamış.
Genç mimarlar konut, ofis, kafe ve restoran gibi farklı ölçeklerde projeler geliştiriyor. Mekanların yalnızca fiziksel yapılar değil, aynı zamanda insanların yaşamına dokunan, ilham veren alanlar olması gerektiğine inanan iki genç mimar.
Pırıl pırıllar, dinamik ve heyecanlılar.
Mimari bir hizmete ihtiyaç duyarsanız mutlaka arayıp fikirlerini sorun derim.
YORUMLAR